Atatürkün bir köylüyle arasında geçen sohbet..

'M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz' forumunda Yüsra tarafından 26 Eki 2017 tarihinde açılan konu

  1. Yüsra

    Yüsra Papatyalı Hatun Papatyalı Hatun

    Katılım:
    29 Eyl 2017
    Mesaj:
    1,521
    Alınan Beğeniler:
    89
    Ödül Puanları:
    48
    Cinsiyet:
    Kadın
    Meslek:
    Photoshop
    Şehir:
    İzmir
    Web Sitesi:
    Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
    rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına
    sokuldu.
    - Merhaba nine
    Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    - Merhaba dedi.
    - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
    - Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa
    bekçisi mi?
    Paşa gülümsedi.
    - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk
    milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin
    kendisidir.
    Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek
    misin? Kadın başını salladı.
    - Tabii söyleyeceğim, ben
    Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği
    kavruk köylerinden birindeyim.
    Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
    - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
    - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da....
    Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü.
    Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
    - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını
    birden yüzü sertleşti.
    - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi
    istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği
    olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?
    Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
    Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
    - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...
    Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı
    kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını
    yerde buldun, rüyalarını süsleyen,seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
    Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı.
    Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki
    Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi
    sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
    atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden
    küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış
    bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
    - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi
    Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
    Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
    Oradakilere şu emri verdi;
    "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."
     

Bu Sayfayı Paylaş